Nebiden Duy, Kitaptan Oku "Mesaj Aynı"
Mesaj Aynıdır: Nebiden Duy, Kitaptan Oku
Hakikatin Kaynağı Değişmez
Allah’ın mesajı, taşıyıcısına göre değişen bir içerik değildir.
İster bir nebinin ağzından işitilsin, ister yazılı vahiy olarak Kur’an’dan okunsun; mesaj aynı mesaj, kelime aynı kelimedir.
Bu yüzden Kur’an’da iman, sadece “duyduk” demekle değil;
“İşittik ve itaat ettik” diyebilmekle anlam kazanır.
Hakikat; çoğaltılmaya, revize edilmeye, tamamlanmaya muhtaç değildir.
Çünkü mesajın sahibi Allah’tır; nebi ise yalnızca iletendir.
1400 Yıl Önce Yankılanan Tek Ses
Yaklaşık 1400 yıl önce Mekke ve Medine sokaklarında yankılanan mesaj tek bir mesajdı:
Kur’an.
Son nebi:
Gizli bir bilgi açıklamadı
Unutulmuş bir din tamamlamadı
Vahyin dışında “asıl din” niteliğinde hiçbir ilave sunmadı
Onun görevi, indirilen vahyi:
Okumak
Bildirmek
Açıkça tebliğ etmekti
Kur’an’ın dışında, sonradan hatırlanacak ya da kıyamete kadar dinin eksik kalan kısmını tamamlayacak hiçbir “unutulmuş bilgi” bırakılmadı.
Eğer bırakılmış olsaydı:
Din eksik olurdu
Kur’an yeterli olmazdı
Allah’ın “bugün dininizi tamamladım” beyanı anlamsızlaşırdı
Kıyamete Kadar Değişmeyecek Çağrı
Bugün de, yarın da, kıyamet anına kadar da insanlıktan istenen şey aynıdır:
İşit…
Ve itaat et.
Peki neyi işitmek?
Yeni bir rivayeti değil
Sonradan üretilmiş bir geleneği değil
Nebiye atfedilen ama Allah’ın kitabında yer almayan sözleri değil
Allah’ın indirdiğini.
Çünkü Allah, insanlardan:
Nebiyi kutsamalarını değil
Aracı çoğaltmalarını değil
Din adına ikinci bir kaynak üretmelerini değil
Mesajına uymalarını ister.
Müşrik Zihnin Değişmeyen Tavrı
Kur’an’ın indiği toplumda sorun, mesajın anlaşılmaması değildi.
Sorun, mesajın fazla açık olmasıydı.
Saf, duru, yorumsuz bir hakikat;
çıkar düzenini, geleneksel otoriteleri ve din simsarlığını tehdit eder.
Bu yüzden o gün dediler ki:
“Bu Kur’an’ı değiştir ya da başka bir Kur’an getir.”
Bu talep bir metin talebi değil;
otorite gaspı girişimiydi.
İnzal Sırasında Yapılamayan, Sonrasında Yapıldı
Kur’an hayattayken, vahiy devam ederken, nebi aradayken bu talep karşılık bulmadı.
Çünkü mesaj canlı bir ilahî denetim altındaydı.
Ama ne zaman ki:
Vahiy tamamlandı
Son nebi vefat etti
Bu kez mesaj doğrudan hedef alınmadı.
Onun yerine nebî üzerinden dolaylı bir yol seçildi.
Kur’an’a açıktan karşı çıkmadan:
Nebiye söz isnat edildi
Rivayet kutsandı
Gelenek dinleştirildi
Böylece:
Kitap geri plana itildi
“Allah ve Resul” ifadesi, pratikte Kur’an + insan üretimi din anlayışına dönüştürüldü.
Ve bu yöntem, maalesef, başarılı oldu.
Asıl Çağrı: Allah’a ve Mesajına Uyun
Kur’an’ın çağrısı dün neyse bugün de odur:
Allah’a uyun
O’nun indirdiğine uyun
Size bildirilen mesaja uyun
Kur’an:
Yeterlidir
Açıklanmıştır
Detaylandırılmıştır
Korunmuştur
Bu, Allah’ın mesajına güvenmeyen her din anlayışını baştan reddeder.
Nebiler:
Mesajın kaynağı değildir
Mesajın ortağı değildir
Mesajın alternatifi hiç değildir
Onlar yalnızca emaneti ulaştıranlardır.
Sonuç: Saf Hakikate Dönüş
Bugün ihtiyaç duyulan şey yeni bir din değildir.
İhtiyaç duyulan şey, kirletilmiş olanı arındırmaktır.
1400 yıl önce ne işitildiyse,
kıyamete kadar da aynı şey işitilecektir.
Allah’ın kelimesi değişmedi.
Mesajı eskimedi.
Çağrısı geri çekilmedi.
Sorun mesajda değil;
mesajın önüne geçirilenlerde.
Allah’a ve O’nun indirdiğine uyun.
İşitin… ve itaat edin.
UYARI / HATIRLATMA

Yorumlar
Yorum Gönder