Evrenin Yönetim Modeli
Evrenin Yönetim Modeli: Emanet, Ölçü ve Büyük Dönüşüm
Geleneksel bakış açısı dünyayı genellikle durağan bir mekan, insanı ise onun mutlak sahibi olarak görme eğilimindedir. Oysa Hicr Suresi’nde ayetler dizisi, bize bambaşka bir evren tasarımı sunar: Rastlantıya yer bırakmayan bir yönetim sistemi, her birimi hesaplanmış bir stok yönetimi ve mülkiyeti insana değil, yaratıcıya ait olan bir emanet düzeni.
1. Kozmik Kaynaklar ve Ölçü Sistemi
Kur’an’ın ifadesiyle "Hazineler", sadece altın veya gümüş gibi maddi değerleri değil; evrenin işleyişi için gereken her türlü enerjiyi, bilgiyi ve biyolojik girdiyi temsil eder. Bu kaynaklar sınırsız bir savurganlıkla değil, bir kader yani hassas bir "ölçü" ile dünyaya indirilir.
Burada karşımıza çıkan tablo, evrenin bir dağıtım algoritmasıyla çalıştığıdır. Hiçbir şey rastgele değildir; yağmurun miktarından rüzgârın hızına kadar her şey, sistemin sürdürülebilirliği için belirlenmiş bir matematiksel dengeye (ölçüye) dayanır. Doğa, başıboş bir yığın değil, planlı bir idare merkezidir.
2. Döngüsel Hareket: Aşılama ve Canlılık
Rüzgârlar sadece serinletici bir hava akımı değildir; onlar sistemin "taşıyıcı ve aşılayıcı" memurlarıdır. Bitkilerin tozlaşmasından bulutların su bırakma aşamasına gelmesine kadar rüzgâr, yaşamın tetikleyicisi rolünü üstlenir. Bu döngü bize şunu söyler: Evren, bir yardımlaşma ve aktarım ağıdır. Ancak burada insan için sarsıcı bir uyarı vardır: "Siz o kaynakların sahibi değilsiniz." İnsan, ekosistemin efendisi değil, o sistemin içindeki geçici bir kullanıcıdır. Suya, havaya ve toprağa sahip olduğumuzu sanmak, bir otel odasının tapusuna sahip olduğumuzu iddia etmek kadar yanıltıcıdır.
3. Mülkiyetin Sonu ve Büyük Veraset
İnsanlık tarihinin en büyük yanılgısı "benim" diyebilmektir. Oysa hayat ve ölüm döngüsü, mülkiyetin geçiciliğini her an yüzümüze çarpar. Ayetlerin vurguladığı "Varis olmak" kavramı, dünyadaki tüm kaynakların sonunda gerçek sahibine döneceğini ifade eder.
Yaşam: Sisteme giriş ve geçici kullanım yetkisi.
Ölüm: Kullanım yetkisinin iptali ve mülkiyetin devredilmesi.
Vârislik: Nihai devir teslim; mülkün asıl sahibine rücu etmesi.
Bu mantıkla bakıldığında, ölüm bir yok oluş değil, bir tasfiye ve devir işlemidir. Modern ekonomideki "işletmeci" mantığı, Kur’an’ın "emanetçi insan" tanımına en yakın duran kavramdır.
4. Veri Kaybolmaz: Zamanın Hafızası
Evren, sadece madde ve enerjiden oluşmaz; aynı zamanda devasa bir veri bankasıdır. "Öncekileri ve sonrakileri bilmek", zamanın her anının kayıt altına alındığını gösterir. Kur’an kozmolojisinde veri kaybı yoktur. İnsanın unuttuğu, sistem tarafından "silinmez bir belleğe" kaydedilir. Bu, ahlaki sorumluluğun sadece vicdani değil, aynı zamanda kozmik bir zorunluluk olduğunu kanıtlar.
5. Büyük Buluşma: Geri Çağırma ve Değerlendirme
Sistem, başlattığı süreci kendi başına bırakmaz. "Haşir" veya toplama süreci, evrenin ucu açık, sahipsiz bir boşluk olmadığını; aksine geri çağrılan ve hesap sorulan kapalı bir sistem olduğunu gösterir. Tohumun çatlamasından insanın son nefesine kadar her şey, bir amaç doğrultusunda toplanır ve değerlendirilir.
Sonuç
Kur’an’ın sunduğu bu beşli yapı (Ölçü, Döngü, Veraset, Kayıt ve Toplanma), bize kaosun değil, muazzam bir yönetim biliminin içinde olduğumuzu hatırlatır. İnsan bu sistemde bir sahip değil, sorumlu bir operatördür.
Eğer evren; kaynakları ölçülü, verileri kayıtlı ve sonu muhasebeli bir yapıysa; insana düşen tek görev, bu büyük düzeni bozmadan, emaneti hakkıyla temsil etmektir. Çünkü sonunda her şey, tek bir gerçeğe çıkacaktır: Mülk, onu yoktan var edenindir.
UYARI / HATIRLATMA
.jpg)
Yorumlar
Yorum Gönder