TAĞUT: ALLAH’IN SINIRINI AŞAN OTORİTE




TAĞUT: ALLAH’IN SINIRINI AŞAN OTORİTE

Kur’an’da çok önemli bir kavram vardır: Tağut.

Bu kelimeyi yalnızca “şeytan” diye açıklayıp geçmek, Kur’an’ın kavram alanını daraltır. Çünkü tağut, tağâ kökünden gelir. Tağâ; taşmak, sınırı aşmak, haddini geçmek anlam alanına sahiptir.

Kur’an şöyle der:

“Hayır! İnsan, kendisini yeterli gördüğü için mutlaka azar.”
Alak 96:6-7

Aynı kökü suyun taşmasında da görürüz:

“Şüphesiz su taştığı zaman sizi gemide taşıdık.”
Hâkka 69:11

Su yatağından taştığında sınırı aşar. İnsan da kendisine verilen sınırı aştığında tuğyan eder.

Peki tağut nedir?

Kur’an bize bunun yalnızca soyut bir kavram olmadığını gösterir.

TAĞUT: HÜKÜM VEREN OTORİTE

Bakara 2:256'da Rabbimiz şöyle buyurur:

“Kim tağutu reddeder ve Allah’a inanırsa, kopması mümkün olmayan sağlam kulpa tutunmuştur.”

Burada iki şey birlikte zikredilir:

Tağutu reddetmek ve Allah’a inanmak.

Demek ki mesele yalnızca Allah’ın varlığına inanmak değildir. Mesele, son hüküm ve dinî otoritenin kime ait olduğunu da kabul etmektir.

Kur’an soruyor:

“Hüküm yalnızca Allah’a ait değil mi?”
Zümer 39:6

Ve Yusuf 12:40:

“Hüküm yalnızca Allah’ındır.”

Öyleyse Allah’ın hüküm alanına insanın hüküm koyması nasıl değerlendirilecektir?

ALLAH SINIR KOYAR, İNSAN SINIRI AŞAR

Kur’an Allah’ın belirlediği sınırlardan söz eder:

“Bunlar Allah’ın sınırlarıdır; onlara yaklaşmayın.”
Bakara 2:187

Ve:

“Kim Allah’ın sınırlarını aşarsa, işte onlar zalimlerdir.”
Bakara 2:229

Burada temel ilke açıktır:

Sınırı koyan Allah’tır.

İnsan Allah’ın koyduğu sınırın içinde yaşar. Fakat insan, Allah’ın belirlemediği bir şeyi “din hükmü” haline getirip insanlara dayatırsa, artık sınırın ötesine geçme problemi ortaya çıkar.

Şûrâ 42:21 bu konuda çok çarpıcıdır:

“Yoksa onların, Allah’ın izin vermediği şeyleri kendileri için din olarak belirleyen ortakları mı var?”

Dikkat edin:

Allah’ın izin vermediği şeyi din haline getirmek!

Kur’an’ın sorguladığı temel mesele budur.

TAĞUT VE ŞEYTAN

Kur’an tağut ile şeytan arasında da güçlü bir bağlantı kurar.

Nisâ 4:76:

“İman edenler Allah yolunda savaşırlar; inkâr edenler ise tağut yolunda savaşırlar. O halde şeytanın dostlarıyla savaşın. Şüphesiz şeytanın hilesi zayıftır.”

Burada tağut, şeytanî yöneliş ve otorite düzeniyle birlikte anılır.

Nisâ 4:60 ise daha açık bir tablo ortaya koyar:

“Sana indirilene ve senden önce indirilene inandıklarını ileri sürenleri görmedin mi? Tağutun hükmüne başvurmak istiyorlar. Oysa onu reddetmeleri kendilerine emredilmişti.”

Burada tağut, hükmüne başvurulan bir otorite olarak karşımıza çıkar.

Dolayısıyla tağut kavramını yalnızca boynuzlu, görünür bir “şeytan figürü” olarak düşünmek Kur’an’ın verdiği anlamı daraltır.

Şeytanın asıl işi insanı Allah’ın yolundan saptırmaktır.

Şeytan şöyle der:

“Onlara emredeceğim; Allah’ın yaratışını değiştirecekler.”
Nisâ 4:119

Ve:

“Benim üzerinizde bir gücüm yoktu; yalnızca sizi çağırdım, siz de bana uydunuz.”
İbrahim 14:22

Demek ki şeytanın gücü, insanı zorla yönetmekten çok çağrı, telkin ve yönlendirme üzerinden işler.

PEKİ DİNDE SINIRI KİM ÇİZECEK?

İşte burada “hadis”, “sünnet”, “mezhep”, “şeyh”, “gavs”, “cemaat lideri” veya başka herhangi bir insanî otorite meselesi Kur’an açısından sorgulanabilir hale gelir.

Çünkü Kur’an şöyle sorar:

“Allah’tan başka bir hakem mi arayayım?”
En‘âm 6:114

Ve hemen devamında:

“Oysa size Kitab’ı ayrıntılı olarak indiren O’dur.”

Bu ifade, Kur’an’ın din konusunda Allah’ın kitabını temel ölçü olarak ortaya koyduğunu gösterir.

Kur’an ayrıca şöyle sorar:

“Allah’tan ve O’nun ayetlerinden sonra hangi hadise inanacaklar?”
Câsiye 45:6

Ve:

“Artık bundan sonra hangi hadise inanacaklar?”
Mürselât 77:50

Buradaki “hadis” kelimesi genel olarak söz, haber, anlatı anlam alanına sahiptir. Bu ayetleri belirli bir tarihsel hadis külliyatına doğrudan isim vererek hüküm koyan ayetler şeklinde sunmak yerine, Kur’an’ın Allah’ın ayetleri karşısında başka dinî sözlerin belirleyici otorite haline getirilmesini sorgulayan bir çerçeve çizdiğini görmek gerekir.

Çünkü Allah şöyle buyurur:

“Allah, sözün en güzelini, birbirine benzeyen ve tekrarlanan bir Kitap olarak indirdi.”
Zümer 39:23

Öyleyse Müslümanın temel sorusu şudur:

Din adına söylenen her söz Allah’ın kitabına mı tabi olacak, yoksa Allah’ın kitabının yanına bağımsız bir dinî otorite mi kurulacak?

RASÛL’E İTAAT NEYEDİR?

Burada çok önemli bir ayrım ortaya çıkar.

Kur’an, Rasûl’e itaati emreder.

Fakat Rasûl’ün görevi nedir?

Kur’an şöyle bildirir:

“Rasûle düşen yalnızca apaçık tebliğdir.”
Nahl 16:35

Yine:

“Rasûlün üzerine düşen ancak apaçık tebliğdir.”
Nûr 24:54

Rasûl kendisine indirilen vahye uyar:

“De ki: Ben yalnızca bana vahyedilene uyuyorum.”
Ahkâf 46:9

Ve:

“De ki: Ben size Allah’ın hazineleri benim yanımdadır demiyorum... Ben yalnızca bana vahyedilene uyuyorum.”
En‘âm 6:50

O halde Rasûl’e itaat, Rasûl’ün Allah’tan bağımsız bir din kaynağı olduğu anlamına mı gelir?

Kur’an’ın kendi açıklamasına baktığımızda Rasûl, Allah’ın vahyini tebliğ eden elçidir.

Bu nedenle Kur’an’da:

“Kim Rasûle itaat ederse Allah’a itaat etmiş olur.”
Nisâ 4:80

denirken, Rasûl’e itaati Allah’a itaate bağlayan şeyin Rasûlün Allah’ın mesajını taşıması olduğu görülür.

Rasûlün mesajını alıp Rasûlü mesajdan bağımsız bir din koyucuya dönüştürmek ise başka bir iddiadır.

Kur’an’ın söylediği ise nettir:

“Sana vahyedilene uy.”
Yunus 10:109

“RASÛLÜN SÖZÜ” DİYE ALLAH’IN KİTABINA ORTAK ÇIKARMAK

Kur’an’ın Son Nebi’ye verdiği görev, kendisine vahyedilene uymak ve onu tebliğ etmektir.

O halde bugün bir sözün “Rasûl söyledi” denilerek Kur’an’dan bağımsız bir dinî hüküm kaynağına dönüştürülmesi karşısında Kur’an’ın ölçüsü nedir?

Allah şöyle buyurur:

“Allah’tan başka bir hakem mi arayayım? O size Kitab’ı ayrıntılı olarak indirmiştir.”
En‘âm 6:114

Buradaki ölçü açıktır:

Din konusunda hakem Allah’tır.

İnsan sözü ise Allah’ın kitabının önüne geçirilemez.

TAĞUTUN EN TEHLİKELİ BİÇİMİ

Tağutun tehlikesi yalnızca insanların Allah’ı inkâr etmesi değildir.

Bazen insan Allah’a inanır fakat Allah’ın hüküm alanının yanına başka otoriteler koyar.

Allah’ın helal-haram sınırlarına yeni sınırlar ekler.

Allah’ın dinine yeni şartlar koyar.

Allah’ın kitabının yanına sorgulanamaz dinî kaynaklar yerleştirir.

Sonra da:

“Bunu sorgulama; büyükler böyle söyledi.”

der.

Oysa Kur’an ata dinini de sorgular:

“Onlara, ‘Allah’ın indirdiğine uyun’ denildiğinde, ‘Hayır! Biz atalarımızı üzerinde bulduğumuz şeye uyarız’ derler.”
Bakara 2:170

İşte burada şeytanın çağrısı ile insanî otoritenin çağrısı aynı noktada buluşabilir:

Allah’ın kitabından uzaklaştırmak.

ÇIKIŞ YOLU

Kur’an’ın çağrısı çok açık:

“Andolsun, her ümmete, ‘Allah’a kulluk edin ve tağuttan uzak durun’ diye bir rasûl gönderdik.”
Nahl 16:36

Ve:

“Tağutu reddedip Allah’a yönelenlere müjde vardır.”
Zümer 39:17

Öyleyse tağutu reddetmek, yalnızca bir putu reddetmek değildir.

Allah’ın yetkisini aşan her dinî otorite iddiasını sorgulamaktır.

Sınırı Allah çiziyorsa, sınırın sahibi Allah’tır.

Hüküm Allah’ınsa, son hüküm Allah’ındır.

Din Allah’ınsa, din koyma yetkisi Allah’ındır.

Rasûl vahyi tebliğ ediyorsa, Rasûle itaat vahye sırt çevirmek değil, vahye uymaktır.

Ve Kur’an Allah’ın kitabıysa, Müslümanın temel ölçüsü de Allah’ın kitabı olmalıdır.

Çünkü Kur’an’ın çağrısı şudur:

“Tağutu reddedin ve Allah’a kulluk edin.”
Nahl 16:36

Asıl soru belki de şudur:

Allah’ın çizdiği sınırın içinde mi yaşıyoruz, yoksa Allah’ın sınırının üzerine insan eliyle yeni sınırlar mı çiziyoruz?

Sınırı Allah çizdiyse,

o sınırı yeniden çizmek kimin haddine?

UYARI / HATIRLATMA


Bu metinlerde yer alan görüş, yorum ve çıkarımlar, beşerî çabanın bir ürünüdür.

Lütfen her ifadeyi Kur’an’ın bütünüyle değerlendirin; ayetlerin rehberliğinde tartın, ölçün ve doğrulayın. 

Hakikatin tek ölçüsü Allah’ın kitabıdır. Yanlış varsa bize, doğru varsa Allah’a aittir.

Diğer kategorize edilmiş yazılarımıza aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz

Yorumlar

Öne çıkan Makaleler

Kurana göre Sevgi ile Aşk ❤

YASAK MEYVE ? 🍎

Habibullah demek ŞİRKTİR 📣