CENNETİN AĞACI: TOPLUMUN YAPITAŞI
CENNETİN AĞACI: TOPLUMUN YAPITAŞI
Kur’an’da Âdem ve eşine söylenen şu ifade üzerinde yeterince düşünülüyor mu?
Ağaç nedir?
Geleneksel anlatı çoğu zaman meseleyi yasaklanmış fiziksel bir ağaç ve onun meyvesi üzerinden anlatır. Fakat Kur’an’ın başka ayetlerine baktığımızda “ağaç” kavramının yalnızca botanik bir nesne olmadığını görürüz.
Kur’an, güzel sözü köklü ve dalları göğe uzanan güzel bir ağaca benzetir:
Ardından:
Demek ki ağaç; kökü, dalları, meyvesi ve sürekliliği olan bir yapıdır.
Öyleyse “ağaç” kavramını, kökleri bulunan ve dallanarak çoğalan bir yapı olarak düşünmek mümkündür.
Peki Âdem kıssasında ne oluyor?
Âdem ve eşi bir “cennet” düzeninin içindedir. Kendilerine geniş bir imkân alanı verilmiştir:
Fakat bir noktaya yaklaşmaları yasaklanır.
Kur’an burada bize o şeyin adını söylemez. “Elma” demez. “İncir” demez. “Buğday” demez.
Sadece şecere der.
Bu son derece önemlidir.
Çünkü Kur’an başka bir yerde insan topluluklarının ve yapıların da nasıl dallanıp budaklanabildiğini gösterir.
Bir şeyin çevresinde insanlar toplanır, ona rağbet eder, ondan pay alır, o yapı büyür ve dallanır. Böylece tek bir merkezden çok sayıda kol meydana gelir.
İşte burada “ağaç” kavramını toplumun yapı taşı ve toplumsal örgütlenmenin sembolü olarak okumak mümkün hale gelir.
Nitekim Kur’an’da ağacın farklı bağlamlarda güçlü sembolik anlamlar taşıdığını görüyoruz.
Allah, müminlerin Rasûle bağlılıklarını ifade ettikleri biatı anlatırken şöyle buyurur:
Buradaki ağaç sadece botanik bir nesne olarak değil, insanların bir araya geldiği, birleştiği ve ortak bir irade ortaya koyduğu bir bağlamın merkezindedir.
Bir başka ayette ise Allah, insanları sınamakla bağlantılı olarak “lanetlenmiş ağacı” zikreder:
Demek ki Kur’an’daki ağaç kavramı, insanın karşısına çıkan basit bir bitkiden çok daha geniş bir anlam alanına sahiptir.
Şimdi Âdem kıssasına yeniden bakalım.
Yaklaşmak neden yasaktır?
Çünkü mesele yalnızca bir meyveyi yemek olsaydı Kur’an bunun ne olduğunu açıkça bildirebilirdi. Fakat Kur’an özellikle ağaca yaklaşmayı yasaklıyor.
Sonra Şeytan ne yapıyor?
Yani Şeytan, ağacı iktidar, üstünlük, süreklilik ve ölümsüzlük arzusu ile ilişkilendiriyor.
Tâhâ 20:120’de ise:
“Ey Âdem! Sana sonsuzluk ağacını ve yok olmayacak bir mülkü göstereyim mi?”
Dikkat edin:
Ağaç → sonsuzluk → yok olmayacak mülk.
Burada ağacın anlam alanı artık sıradan bir meyve ağacından çok daha geniştir.
İnsanın önüne mülk, kalıcılık ve sonsuzluk arzusu konulmaktadır.
İşte insan topluluklarının bozulduğu temel noktalardan biri de budur:
Kur’an servetin dolaşımını ister:
Burada dikkat çekici olan şudur:
Bir toplumda mal, güç ve imkân belirli merkezlerde toplandıkça o merkez büyür; insanlar onun çevresinde kümelenir ve yapı dallanır.
Bu açıdan “ağaç”, üzerinde birikim gerçekleşen, kök salan ve dallanarak büyüyen toplumsal bir yapı için güçlü bir Kur’anî sembol olarak okunabilir.
Fakat burada önemli bir sınır koymak gerekir:
Kur’an bize “altına, buğdaya veya ganimete şecere denir” diye açık bir hüküm vermiyor. Böyle bir ifadeyi doğrudan ayet diye sunamayız.
Ancak şecere kavramının kök, dal, birleşme ve yapı çağrışımları ile Kur’an’ın servet, mülk, toplumsal düzen ve insanın biriktirme arzusuna ilişkin ayetleri birlikte düşünüldüğünde, Âdem kıssasındaki ağacı toplumsal düzenin temelini oluşturan bir yapı olarak okumak mümkündür.
O zaman “cennet” de yalnızca gökyüzünde bulunan bir bahçe olmak zorunda değildir.
Bir toplumun güven, bolluk, huzur ve düzen içinde yaşadığı bir yaşam düzeni olarak da okunabilir.
Ve o düzenin bir ağacı vardır.
Yani o düzeni oluşturan temel yapı.
İnsan o yapıya yaklaşır, ona rağbet eder, onun çevresinde toplanır.
Eğer o yapı adalet üzerine kurulmuşsa güzel ağacın kökü sağlamdır:
Ama yapı servet, mülk, güç ve üstünlük hırsı üzerine kurulursa insanı başka bir sona götürür.
Bu nedenle Âdem kıssasının mesajını sadece:
“Bir meyveyi yeme!”
diye küçültmek yerine şu soruyu sormak gerekir:
İnsanın kurduğu toplum hangi ağacın etrafında örgütleniyor?
Adaletin ağacı mı?
Yoksa mülkün, servetin, gücün ve üstünlük arzusunun ağacı mı?
Kur’an’ın bize gösterdiği asıl mesele belki de tam burada başlıyor.
Çünkü ağaç yalnızca dalları olan bir varlık değildir; kökü olan bir düzendir.
Ve insan hangi ağaca yaklaşırsa, sonunda onun meyvesini toplar.
UYARI / HATIRLATMA

Yorumlar
Yorum Gönder