BORÇ PARA KADAR BİLE ÖNEMLİ DEĞİL MİYDİ?

 


BORÇ PARA KADAR BİLE ÖNEMLİ DEĞİL MİYDİ?

Kur’an’da borç para konusu anlatılırken çok dikkat çekici bir emir vardır:

“Ey iman edenler! Belirlenmiş bir süreye kadar birbirinize borçlandığınız zaman onu yazın.”
Bakara 2:282

Allah, insanlar arasındaki bir borcun bile yazılmasını istiyor.

Neden?

Çünkü yazı; hakkı korur, unutmayı önler, anlaşmazlığı azaltır, şahitliği sağlamlaştırır.

Ayet bunu açıkça söylüyor:

“Bu, Allah katında daha adaletli, şahitlik için daha sağlam ve şüpheye düşmemeniz için daha uygundur.”
Bakara 2:282

Şimdi asıl soruyu soralım:

Borç para yazılacak kadar önemliyse, insanlığın dinini belirleyecek sözlerin yazılması neden önemsiz olsun?

Kur’an kendisi hakkında ne söylüyor?

“Şüphesiz onu toplamak ve okutmak bize aittir.”
Kıyâme 75:17

Dikkat edin:

“Onu toplamak bize aittir.”

Kur’an’ın korunması, toplanması ve aktarılması Allah’ın güvencesi altındadır.

Başka bir yerde vahyin yazılı sahifelerinden söz edilir:

“İçinde dosdoğru yazılar bulunan tertemiz sahifeler...”
Beyyine 98:2

Demek ki vahiy sadece insanların hafızalarında dolaşan sözlerden ibaret değildir. Yazı da vahyin aktarımında vardır.

Şimdi hadis meselesine gelelim.

Eğer bugün bazıları:

“Hadisler de dinin kaynağıdır. Onlar da vahiydir. Kur’an’ın yanında mutlaka hadis gerekir.”

diyorsa şu sorunun cevabını vermek zorundadır:

Madem bunlar Allah’ın dini açısından vazgeçilmez sözlerdi, neden Kur’an gibi korunmaları için açık ve tartışmasız bir yazılı vahiy kitabı halinde bırakılmadılar?

Hatta daha çarpıcı soralım:

Allah, borç veren insana “YAZIN” diyor. Peki din adına söylenecek ve kıyamete kadar insanları bağlayacak sözler neden aynı açıklıkla “BUNLARI DA YAZIN” şeklinde Kur’an’ın bir parçası yapılmadı?

Borç para için:

“Onu yazın.”

Şahitlik için:

“Şahit tutun.”

Hakların korunması için:

“Bu sizin için daha sağlamdır.”

(Bakara 2:282)

Öyleyse dinin temelini oluşturduğu ileri sürülen rivayetler konusunda neden aynı Kur’anî açıklığı göremiyoruz?

Burada bir başka ayrıntı daha var.

Kur’an, kendisini “Kitap”, “Kur’an”, “Furkan”, “zikr” olarak tanımlar. Vahyin yazılı sahifelerinden söz eder. Allah da onun toplanmasını ve okutulmasını kendi üzerine aldığını bildirir.

O halde şu soruyu sormak neden yasak olsun?

Allah’ın kitabı bu kadar açıkken, din adına Kur’an’ın dışında ikinci bir bağlayıcı kaynak oluşturmak nereden çıktı?

Üstelik mesele yalnızca yazı değildir.

Mesele otoritedir.

Çünkü bir sözün “din” sayılması, insanın hayatını Allah’ın adına bağlamaya başlar.

Kur’an ise uyarıyor:

“Hüküm yalnız Allah’ındır.”
Yûsuf 12:40

Ve:

“Allah’tan başka bir hakem mi arayayım? Oysa size Kitab’ı ayrıntılı olarak indirmiştir.”
En‘âm 6:114

Öyleyse mesele şudur:

Allah’ın ayrıntılı olarak indirdiği Kitap dururken, insanların rivayetlerini Allah’ın dini adına bağlayıcı hale getirmek gerçekten gerekli midir?

Borç verenin hakkını korumak için “YAZIN” diyen Allah’ın, insanlığın dini konusunda gerekli gördüğü şeyleri eksik bırakacağını mı düşünmeliyiz?

Yoksa asıl problem, Allah’ın yeterli gördüğünü insanların yetersiz görmesi midir?

Soruyu netleştirelim:

Borç para kadar bile önemli değil miydi?

Yorumlar

Öne çıkan Makaleler

Kurana göre Sevgi ile Aşk ❤

YASAK MEYVE ? 🍎

Habibullah demek ŞİRKTİR 📣