İzzet Kimin?

 


İzzet Kimin?

Münâfikûn 8 ile Nisâ 139 ve Fâtır 10 Arasında Çelişki Var mı?

Kur’an’ı bir bütün olarak okumaya başladığımızda bazı ayetler ilk bakışta birbirine zıt gibi görünebilir.

Bir tarafta:

“Şüphesiz bütün izzet Allah’ındır.”
Nisâ 4:139

Diğer tarafta:

“Kim izzeti istiyorsa, bütün izzet Allah’ındır.”
Fâtır 35:10

Fakat Münâfikûn Suresi 8. ayette şöyle denir:

“İzzet Allah’ın, Resûlü’nün ve müminlerindir. Fakat münafıklar bilmezler.”
Münâfikûn 63:8

İlk bakışta soru kaçınılmazdır:

Eğer bütün izzet Allah’ınsa, nasıl oluyor da Resûlün ve müminlerin de izzeti oluyor?

Çelişki gerçekten var mı?

Hayır. Fakat ayeti doğru anlamak için izzetin mutlak sahibi olmakla, Allah tarafından izzet sahibi kılınmayı birbirinden ayırmak gerekir.


1. Kur’an'ın açık hükmü: Bütün izzet Allah'ındır

Nisâ 4:139 son derece açıktır:

“Şüphesiz bütün izzet Allah’ındır.”

Buradaki “bütün” ifadesi önemlidir.

Ayet, izzetin bir bölümünü Allah'a, başka bir bölümünü başkasına tahsis etmiyor.

İzzetin tamamının Allah'a ait olduğunu söylüyor.

Fâtır 35:10 da aynı gerçeği tekrar eder:

“Kim izzeti istiyorsa, bütün izzet Allah’ındır.”

Demek ki Kur'an'ın temel ilkesi bellidir:

Mutlak ve asıl izzet Allah'ındır.

O halde Münâfikûn 63:8'i bu temel ilkeye aykırı okuyamayız.


2. Münâfikûn 63:8'de ne söyleniyor?

Ayetin tamamına bakalım:

“Onlar, ‘Andolsun, Medine’ye dönersek, daha güçlü olan daha zayıf olanı oradan mutlaka çıkaracaktır’ diyorlardı. Oysa izzet Allah’ın, Resûlü’nün ve müminlerindir. Fakat münafıklar bilmezler.”
Münâfikûn 63:8

Buradaki bağlam son derece önemlidir.

Münafıkların iddiası:

“Daha güçlü olan, daha zayıf olanı çıkaracaktır.”

Allah ise onların bu güç anlayışını reddediyor.

Ardından:

“İzzet Allah'ın, Resûlü'nün ve müminlerindir.”

diyor.

Yani münafıkların “güç bizde, üstünlük bizde” şeklindeki hesabına karşı Allah, gerçek izzetin kime ait olduğunu bildiriyor.


3. İzzet Allah'a aitse Resûl ve müminler nasıl izzet sahibi oluyor?

Burada Kur'an'ın kullanım biçimini dikkate almak gerekir.

Bir şeyin mutlak sahibi Allah olabilir; Allah onu kullarına verebilir, kullarını onunla nitelendirebilir.

Örneğin mülk Allah'ındır.

Âl-i İmrân 3:26:

“De ki: Ey mülkün sahibi Allah'ım! Mülkü dilediğine verirsin...”

Mülkün mutlak sahibi Allah'tır.

Fakat Allah mülkü bir insana verebilir.

Aynı şekilde izzetin mutlak sahibi Allah'tır; Allah Resûlü'nü ve müminleri izzet sahibi kılabilir.

Bu nedenle:

İzzetin kaynağı Allah'tır.

İzzetin mutlak sahibi Allah'tır.

Allah'ın verdiği izzet ise Resûlüne ve müminlere nispet edilebilir.

Bunlar birbirine zıt değildir.


4. Münâfikûn 63:8 Allah'ın izzetini azaltmıyor

Ayet:

“İzzet Allah'ın, Resûlü'nün ve müminlerindir.”

diyor.

Buradan:

“Allah'ın izzeti üçe bölünmüştür.”

sonucu çıkarılamaz.

Çünkü Nisâ 4:139 ve Fâtır 35:10 zaten böyle bir anlayışı reddeder:

“Bütün izzet Allah'ındır.”

Dolayısıyla Münâfikûn 63:8'i Kur'an'ın geri kalanından koparıp:

“Resûl Allah'tan bağımsız bir izzet sahibidir.”

şeklinde okumak mümkün değildir.

Tam tersine, Resûlün ve müminlerin izzeti Allah'ın verdiği izzettir.


5. Ayetin devamı da önemli: “Fakat münafıklar bilmezler”

Münâfikûn 63:8'in sonundaki ifade:

“Fakat münafıklar bilmezler.”

şeklindedir.

Neyi bilmiyorlar?

Gerçek izzetin nerede olduğunu.

Onlar izzeti siyasi güçte, kabile üstünlüğünde, ekonomik güçte veya toplumdaki makamda arıyorlar.

Allah ise gerçek izzetin kendi katında olduğunu bildiriyor.

Bu, Nisâ 4:139'un bağlamıyla da örtüşür.

Nisâ 4:139'da Allah şöyle soruyor:

“Onlar müminleri bırakıp inkârcıları dost edinerek onların yanında izzet mi arıyorlar?”

Ardından cevap geliyor:

“Şüphesiz bütün izzet Allah'ındır.”

Buradaki problem izzet arayışının yanlış yerde olmasıdır.

İzzet Allah'tan beklenmesi gerekirken insanlar onu inkârcı güçlerin yanında arıyorlar.


6. Kur'an'ın ortaya koyduğu ölçü

Bu ayetleri birlikte okuduğumuzda tablo oldukça nettir:

Nisâ 4:139

“Bütün izzet Allah'ındır.”

Fâtır 35:10

“Kim izzeti istiyorsa, bütün izzet Allah'ındır.”

Münâfikûn 63:8

“İzzet Allah'ın, Resûlü'nün ve müminlerindir.”

Bu üç ayet birbirini bozan değil, birbirini açıklayan ayetlerdir.

İzzetin mutlak kaynağı ve sahibi Allah'tır.

Allah, dilediği kullarına bu izzetten pay verir ve onları izzet sahibi kılar.

Dolayısıyla müminin izzeti Allah'a karşı bağımsız bir güç değildir.

Resûlün izzeti de Allah'tan bağımsız bir otorite değildir.


Asıl mesele: İzzet Allah'tan bağımsızlaştırılabilir mi?

İşte burada konu daha da önem kazanıyor.

Bir kimsenin Kur'an'da “izzet sahibi” olarak anılması, ona Allah'tan bağımsız bir ilahlık veya sınırsız dinî yetki verilmesi anlamına gelmez.

Çünkü Kur'an'ın değişmez ilkesi şudur:

“Bütün izzet Allah'ındır.”
Nisâ 4:139

Bu nedenle Münâfikûn 63:8'deki:

“Allah'ın, Resûlü'nün ve müminlerin”

ifadesini, Resûlü Allah'tan bağımsız bir hüküm koyucu veya ikinci bir din kaynağı haline getirecek şekilde kullanmak Kur'an'ın bütünlüğüyle bağdaşmaz.

Kur'an'ın verdiği izzet, yine Allah'ın verdiği izzettir.


Sonuç

Ortada gerçek bir çelişki yoktur.

Nisâ 4:139:
İzzetin tamamı Allah'ındır.

Fâtır 35:10:
İzzet isteyen Allah'a yönelmelidir.

Münâfikûn 63:8:
Allah, Resûlü ve müminler izzet sahibidir.

Dolayısıyla mesele şöyle özetlenebilir:

İzzet Allah'ın mutlak mülküdür; Resûlün ve müminlerin izzeti ise Allah'ın verdiği izzettir.

Böylece Münâfikûn 63:8'i diğer ayetlerle çatıştırmak yerine, Kur'an'ın kendi açıklamaları içerisinde okumak mümkün olur.

İzzeti Allah'tan bağımsız arama.

Çünkü Kur'an'ın hükmü nettir:

“Bütün izzet Allah'ındır.”

Nisâ 4:139

Yorumlar

Öne çıkan Makaleler

Kurana göre Sevgi ile Aşk ❤

YASAK MEYVE ? 🍎

Habibullah demek ŞİRKTİR 📣