Kendi Ateşini Yakacak İnsan

 


Kendi Ateşini Yakacak İnsan

Kur’an’da Cehennem: Dışarıdan Gelen Bir Ceza mı, İçeriden Büyüyen Bir Sonuç mu?

Kur’an’ın cehennem tasvirleri dikkatle incelendiğinde şaşırtıcı bir tablo ortaya çıkar. Cehennem çoğu zaman dışarıdan uygulanan bir ceza olarak değil, insanın kendi elleriyle hazırladığı sonucun görünür hale gelmesi olarak sunulur.

Çağdaş insan cehennemi genellikle dışsal bir yargı kararı gibi düşünür: Önce suç işlenir, sonra ceza verilir. Oysa Kur’an’ın birçok ayetinde suç ile ceza arasındaki mesafe ortadan kalkar. İnsan neyi inşa etmişse, sonunda onunla yüzleşir.

“Yakıtı İnsanlar ve Taşlar Olan Ateş”

Bakara Suresi’nde şöyle buyrulur:

“Yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten sakının.” (Bakara 2:24)

Burada geçen kelime:

وَقُودُهَا (Vekûduhâ)

Kökü:

و-ق-د (V-Q-D)

Bu kök;

  • Ateşi tutuşturmak,
  • Yakıt sağlamak,
  • Yanmayı sürdürmek

anlamlarına gelir.

Ayet, insanların sadece ateşe atılacağını söylemez.

Daha ileri bir ifade kullanır:

İnsanlar ateşin yakıtı olacaktır.

Bu tasvirde ateş dışarıdan beslenmez. Ateşin devamını sağlayan unsur insanın kendisidir.

Sanki kişi bütün hayatı boyunca taşıdığı kibir, zulüm, tamah ve inkâr ile kendi yangınının odunlarını toplamıştır.

Bakara 17: Kendi Ateşini Yakan Adam

Kur’an’ın en çarpıcı temsillerinden biri Bakara 17’de karşımıza çıkar:

“Onların durumu, ateş yakan kimsenin durumu gibidir…”

Burada kullanılan fiil:

اسْتَوْقَدَ (İstevkade)

Yine aynı kökten gelir:

و-ق-د

Fakat bu kalıp, kişinin ateşi bizzat kendisinin yakmaya çalıştığını ifade eder.

Adam karanlıktadır.

Kendi çabasıyla bir ateş yakar.

Ateş çevresini aydınlatınca Allah ışığını giderir.

Geriye ise yalnızca sıcaklık, duman ve karanlık kalır.

Bu temsil, insanın ilahî kılavuzluk yerine kendi gelgeç arzularını ve bencil tutkularını dayanak noktası yapmasının bir aynasıdır.

Kendi ateşini yakmıştır.

Fakat o ateş onu hakikate ulaştırmaz.

Hümeze Suresi: Gönüllere Tırmanan Ateş

Kur’an’daki en sarsıcı tasvirlerden biri Hümeze Suresi’nde yer alır:

نَارُ اللَّهِ الْمُوقَدَةُ
الَّتِي تَطَّلِعُ عَلَى الْأَفْئِدَةِ

“Allah’ın tutuşturulmuş ateşidir; o ateş gönüllerin üzerine tırmanır.” (Hümeze 104:6-7)

Burada iki kelime dikkat çekicidir.

الْمُوقَدَةُ (El-Mûkadeh)

Bu kelime de yine:

و-ق-د

kökünden gelir.

Yani tutuşturulmuş, yakılmış, alevlendirilmiş demektir.

Bakara’daki yakıt, Bakara’daki ateş yakan adam ve Hümeze’deki tutuşturulmuş ateş aynı anlam alanında buluşur.

الْأَفْئِدَةِ (El-Ef’ide)

Bu kelime fuâdın çoğuludur.

Kur’an’da kalp anlamında kullanılan kelimeler arasında özel bir yere sahiptir.

Fuâd;

  • Derin idrak merkezi,
  • Sarsıcı duyguların yatağı,
  • İnançların ve niyetlerin çekirdeği

anlamlarını taşır.

Ayetin dikkat çekici tarafı şudur:

Ateş önce deriye değil, fuâda yönelmektedir.

Yani insanın özüne.

Bu nedenle Hümeze Suresi’nde anlatılan ateş, yalnızca bedeni yakan bir unsur değil; insanın içinde biriktirdiği haset, kibir, küçümseme ve mal hırsının açığa çıkmış halidir.

Nitekim sure şu sözlerle başlar:

“Mal toplayan ve onu sayıp duran herkesin vay haline…”

Demek ki ateş, dışarıdan gelen yabancı bir unsur değil; içeride büyütülen bir yangının görünür hale gelmesidir.

Servetin Ateşe Dönüşmesi

Tevbe Suresi’nde ise şöyle buyrulur:

“İşte kendiniz için biriktirdiğiniz şeyler…”

(Tevbe 9:35)

Ayette insanların yığdığı altın ve gümüşlerin cehennem ateşinde kızdırılarak sahiplerini dağlayacağı anlatılır.

Burada dikkat çekici olan şudur:

Azap gökten inen ayrı bir nesne değildir.

İnsanların kutsallaştırdığı şey, azabın aracına dönüşmektedir.

Kur’an’ın hakikat nizamında suç ile ceza aynı maddeden şekillenir.

Ellerinizin Kazandıkları

Kur’an’da sıkça geçen ifadelerden biri:

“Ellerinizin kazandıkları yüzünden…”

ifadesidir.

Buradaki temel fiil:

كَسَبَ (Kesebe)

Kazanmak,

Üretmek,

Elde etmek demektir.

Kur’an’a göre insan yalnızca eylem yapmaz.

Aynı zamanda kendi geleceğini örer.

Her tercih, her niyet ve her davranış gelecekte karşılaşacağı hakikatin yapı taşına dönüşür.

Cehennem Önce Nerede Başlar?

Kur’an’da cehennem;

  • Ateş,
  • Karanlık,
  • Körlük,
  • Uzaklaşma,
  • Hüsran

kavramlarıyla birlikte anılır.

Bu yüzden cehennem yalnızca gelecekte kurulacak bir gerçeklik değil; insanın bugün içinde büyüttüğü bir sürecin nihai görünümüdür.

Haset bir ateştir.

Kibir bir ateştir.

Öfke bir ateştir.

Tamah bir ateştir.

İnsan bunları yıllarca kendi içinde taşıyabilir.

Öldüğünde ise yeni bir şeyle karşılaşmaz.

Sadece hakikat bütün örtülerinden sıyrılır.

Kendini İnşa Eden İnsan

Kur’an’ın ortaya koyduğu bu nizamda insan, yarınını bugünden imal eden bir varlıktır.

İyilik de kötülük de gelecekte verilecek keyfî bir ödül veya ceza olmaktan öte, insanın kendi özüne ektiği tohumların boy vermesidir.

Kişi kendi cennetinin zeminini de kendi cehenneminin odununu da burada, kendi göğsünde taşır.

Belki de bu yüzden Kur’an’ın insana yönelttiği en sarsıcı soru satır aralarında gizlidir:

“Seni yakan ateş gerçekten dışarıdan mı geliyor, yoksa ömrün boyunca onu kendi göğsünde mi besledin?”


UYARI / HATIRLATMA


Bu metinlerde yer alan görüş, yorum ve çıkarımlar, beşerî çabanın bir ürünüdür.

Lütfen her ifadeyi Kur’an’ın bütünüyle değerlendirin; ayetlerin rehberliğinde tartın, ölçün ve doğrulayın. 

Hakikatin tek ölçüsü Allah’ın kitabıdır. Yanlış varsa bize, doğru varsa Allah’a aittir.

Diğer kategorize edilmiş yazılarımıza aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz

Yorumlar

Öne çıkan Makaleler

Kurana göre Sevgi ile Aşk ❤

YASAK MEYVE ? 🍎

Habibullah demek ŞİRKTİR 📣