KUR'AN'DA ALACA KARANLIK VAKİTLERİ
KUR'AN'DA ALACA KARANLIK VAKİTLERİ: TESBİH VE SALÂTIN KOZMİK ZAMANI
Giriş
Kur'an'da salât ve tesbih emirleri incelendiğinde dikkat çekici bir durum ortaya çıkar. Geleneksel anlayışta gün içine yayılmış çok sayıda vakit üzerinde durulurken, Kur'an'ın vurgusunun özellikle iki kritik zaman diliminde yoğunlaştığı görülmektedir: gecenin gündüze, gündüzün geceye dönüştüğü geçiş anları.
Bu vakitler halk arasında "alaca karanlık" olarak adlandırılan zamanlardır. Güneş henüz doğmadan önceki aydınlanma ile güneş battıktan sonraki kararma süreci, Kur'an'da hamd, tesbih ve salât kavramlarının sıkça ilişkilendirildiği vakitler olarak karşımıza çıkar.
Kur'an'ın bu vurgusu, insanın günlük hayat düzeniyle de uyumludur. Gündüz çalışma, üretme ve yeryüzüne yayılma zamanıdır. Gece ise dinlenme, sükûnet ve içe dönüş zamanıdır. Bu iki zamanın arasında yer alan geçiş vakitleri ise insanın Rabbini anması, hayatını yeniden anlamlandırması ve yönünü belirlemesi için ayrılmış görünmektedir.
Gündüz: Yayılma ve Çalışma Vakti
Kur'an gündüzü açık şekilde faaliyet zamanı olarak tanımlar:
"Gündüzü geçim sağlama zamanı yaptık."(Nebe 78:11)
"Yeryüzüne dağılın ve Allah'ın lütfundan arayın."(Cuma 62:10)
Gündüz insanın üretim, ticaret, emek ve sorumluluk alanıdır. İnsan bu vakitte dünya hayatının gereklerini yerine getirir.
Bu nedenle Kur'an'ın tesbih ve salât vurgusu gün ortasında değil, daha çok geçiş vakitlerinde yoğunlaşmaktadır.
Gece: Sükûnet ve Dinlenme Vakti
Kur'an geceyi de farklı bir amaç için yaratılmış bir zaman olarak sunar:
"Uykunuzu dinlenme yaptık."(Nebe 78:9)
"Geceyi örtü yaptık."(Nebe 78:10)
Gece, insanın dünyevî meşguliyetlerden uzaklaştığı, sessizliğin ve tefekkürün arttığı zamandır.
Ancak Kur'an bütün geceyi ibadet zamanı olarak değil, gecenin belirli bölümlerini özellikle vurgular.
Kur'an'ın Öne Çıkardığı İki Vakit
Kaf Suresi'nde şöyle buyrulur:
"Güneşin doğmasından önce Rabbini hamd ile tesbih et. Güneşin batmasından önce de."(Kaf 50:39)
Burada açıkça iki vakit zikredilmektedir:
Güneş doğmadan önce
Güneş batmadan önce
Bu iki vakit, tam olarak alaca karanlık zamanlarına karşılık gelir.
Benzer şekilde:
"Sabah akşam Rabbini hamd ile tesbih et."(Mü'min 40:55)
"Sabah akşam Rabbinin adını an."(İnsan 76:25)
Kur'an'ın sürekli sabah ve akşamı birlikte zikretmesi tesadüf değildir.
Hamd ile Tesbih: Geçiş Bilinci
Tesbih yalnızca sözlü tekrar değildir.
Kur'an'da tesbih çoğu zaman hamd ile birlikte gelir:
"Rabbini hamd ile tesbih et."(Kaf 50:39)
"Rabbine hamd ile tesbih et."(Nasr 110:3)
Bu durum tesbihin bir bilinç hâli olduğunu göstermektedir.
İnsan sabah vakti yeni bir güne başlarken hayatın kendisine ait olmadığını hatırlar.
Akşam vakti ise geçen günün hesabını yapar ve kendisine verilen nimetleri fark eder.
Hamd ve tesbih tam da bu bilinç dönüşümünün ifadesidir.
Yıldızların Kaybolduğu Vakit
Tûr Suresi'nde dikkat çekici bir ifade yer alır:
"Geceleyin O'nu tesbih et ve yıldızların çekilip kaybolduğu vakitte de."(Tûr 52:49)
Buradaki "idbârü'n-nücûm" ifadesi yıldızların görünmez olduğu zamanı ifade eder.
Bu vakit gecenin sonu ile sabahın başlangıcı arasındaki geçiştir.
Yani yine alaca karanlık...
Kur'an'ın burada da insanı gündüzün yoğunluğu başlamadan önce Allah'ı anmaya yönlendirdiği görülmektedir.
Secdelerin Ardından
Kaf Suresi'nde ise şöyle buyrulur:
"Gecenin bir kısmında O'nu tesbih et; secdelerin ardından da."(Kaf 50:40)
Buradaki "edbâre's-sücûd" ifadesi ile Tûr Suresi'ndeki "idbâre'n-nücûm" aynı kökten gelir.
Her ikisi de bir şeyin sonunu, ardından gelen yeni safhayı ifade eder.
Bu da Kur'an'ın özellikle geçiş anlarına dikkat çektiğini göstermektedir.
Salâtın Kozmik Zamanı
Kur'an'ın işaret ettiği tabloya bakıldığında salât ve tesbihin merkezinde güneşin hareketlerine bağlı iki temel zaman dilimi görülmektedir:
Geceden gündüze geçiş
Gündüzden geceye geçiş
Başka bir ifadeyle:
Sabah alaca karanlığı
Akşam alaca karanlığı
Bu vakitlerde insan ne tamamen dünya işlerine dalmıştır ne de bütünüyle istirahate çekilmiştir.
Tam aksine, varoluşu yeniden anlamlandırabileceği eşsiz bir eşiktedir.
Sonuç
Kur'an'ın hamd, tesbih ve salât ayetleri birlikte değerlendirildiğinde, insanın günlük hayatında iki temel bilinç durağı öne çıkmaktadır:
Sabahın ilk ışıkları ve akşamın son aydınlığı...
Bu vakitler gece ile gündüzün, karanlık ile aydınlığın, dinlenme ile çalışmanın birbirine kavuştuğu anlardır.
Kur'an'ın tesbih ve salât çağrısı da tam bu eşiklerde yükselmektedir.
Çünkü insan hayatın koşuşturmasına başlamadan önce ve onu tamamladıktan sonra durmalı, yönünü yeniden belirlemeli, Rabbinin nimetlerini fark etmeli ve hamd ile tesbih ederek varoluşunun anlamını tazelemelidir.
Bu nedenle Kur'an'daki tesbih ve salât çağrısı, yalnızca belirli sözlerin tekrarı değil; insanın her gün iki kez kozmik düzenle yeniden buluşmasıdır. Güneşin doğuşu ve batışı, göğün değişen renkleri ve yıldızların kayboluşu eşliğinde insan, kendi faniliğini ve Rabbinin sürekliliğini idrak eder. İşte Kur'an'ın dikkat çektiği alaca karanlık vakitleri, bu büyük fark edişin zamanlarıdır.
Yorumlar
Yorum Gönder